Hayallere Yolculuk - Journey To Dreams

“Hayata Yolculuk” kitabından bir bölüm

Deli ve Bisikleti..

Aslında çevremdekilerin bana deli diyecek olmasını zaten bekliyorum. Bir bakıma haklı sayılabilirler. Birazdan nedenini anlattığımda belki siz de onlara hak vereceksiniz.

Sıkı durun! İtiraf ediyorum; hayatım boyunca hiç bisikletim olmadı. Şu an bile bir bisikletim yok. Ama bisiklet kullanmayı biliyorum. Çocukluğumda öğrenmiştim. Çok sevdiğim, Cihat adında bir arkadaşım vardı. Onun BMX marka bir bisikleti vardı. İşte o bisikletle öğrenmiştim. Cihat’a ne zaman “Bi tur versene…” desem, beni hiç kırmaz, dilediğimce bisikletini sürmeme izin verirdi. Öyle iyi bir sürücü olmuştum ki, bisiklet sürerken ellerimi bile bırakabiliyordum. Tabii Cihat’la görüşmediğimiz günler de oluyordu. Böyle günlerde ise bir çiklet parasına bisikletlerini kiraya veren mahalleli çocuklarla buluşurdum. Genelde param olmazdı. Bu nedenle onlar da bana bi tur vermezlerdi. Fakat bunun da formülünü bulmuştum. Mahallenin en iyi bilye oynayan çocuğuydum. Bisikleti olan çocukları toplar, onlarla bilye oynardım. Ellerindeki bütün bilyeleri üttükten sonra bana bi tur vermeleri koşuluyla üttüğüm bilyelerini geri verirdim. İşte bisiklet bilgim bundan ibaret.  büyüdüğümde de bisikletim olmadı. Bu defa “Büyükler bisiklete binmez! Çocuk musun, ne diye bisiklete bineceksin?” deniliyordu. Bisiklet, çocuklara alınan bir karne hediyesi olarak görülüyordu. Bütün bunlar bisikletin içimde ukde kalmasına sebep olmuştu…

Şimdi bir bisiklete ihtiyacım vardı. Hemen aklıma maraton koşucusu ve öğretmen olan arkadaşım Adil geldi. Adil, katıldığı maraton yarışlarından genellikle dereceyle dönerdi. Yarışmalardaki başarılarından dolayı ona madalya dışında bisiklet de hediye ediliyordu. Birkaç bisikleti olduğunu biliyordum. Bu bisikletlerinden birini yapacağım yolculuk için bana ödünç verebilirdi. Hiç tereddüt etmeden, cebimden telefonumu çıkardığım gibi onu aradım. Telefon çalarken kalbim küt küt atıyordu.

Nihayet cevap verdiğinde aramızda kısa bir “nasılsın, iyi misin” muhabbeti geçti. Ardından “Yarışlardan kazandığın bisikletlerin duruyor mu?” diye sordum. Bu soruyu sormak için yeterince sabırsızlanmıştım. Vereceği cevap hayatımın yönünü değiştirecekti. Ama o henüz bunun farkında değildi. “Evet, ne yapacaksın, nerede bineceksin?” diyerek sorumu birkaç soruyla yanıtladı. Benim de “Binlerce tur versene,” demem gerekiyordu. Çünkü yapacağım yolculuğun “bi tur”la ilgisi yoktu. Evet, belki bir turdu ama içinde binlerce turu barındırıyordu. Birkaç saniye içinde bütün cesaretimi toplayarak “Abi, Türkiye’yi bisikletle dolaşacağım,” dedim. Ben bunu der demez, Adil kahkahayı bastı. Attığı kahkaha telefonun cızırtısıyla birleşince kulaklarımda bir çınlama hissettim. Telefonu kulağımdan biraz uzaklaştırdım. Onunla dalga geçtiğimi sanıyordu. “Gülme yahu!

Vallahi ciddiyim!” dedim. Bunun üzerine, “Manyak mısın oğlum!” dedi bana. Gel de çık işin içinden. Saatlerce anlatsam da adama manyak olmadığımı kanıtlayamayacağım için söylediklerine itiraz etmedim. “Evet, manyağım. Sen bisikletini verecek misin yoksa vermeyecek misin?” diye sordum. O da üstelemedi ve söylediklerimi pek de ciddiye almadan, “Tamam tamam, istediğin zaman gelip alabilirsin,” deyince “Yarın geliyorum,” dedim. Sevgili arkadaşım bunu duyunca, “Oha!” dedi ve tekrar kahkaha atmaya başladı. Ben bu defa sinirlendim ve telefonu yüzüne kapattım.

Daha “dakika bir, gol bir,” dalga geçilen bir konumdaydım. Adil’e yolculuğa parasız çıkacağımı bile söylemedim. Buna rağmen gülmekten konuşamadı. Peki, aileme ve diğer arkadaşlarıma nasıl bir açıklama yapacaktım? Vereceğim cevaplar kimi ne kadar tatmin edecekti? Genelde hayallerimize ulaşmaya çalışırken karşımıza akrabalar, karamsarlar, toplum, suçlanma ve korkular gibi engeller çıkıyor. Bu engelleri aşmaya çalışmak, parasız ve bisikletle yolculuk yapmaktan daha zor. “Ne derler acaba?” diye kahrolası bir put varmış gerçekten ve ben şu an bir bisikletle bu putu yıkmaya çalışıyorum…

Bazen ben de kendime sormadan edemiyorum; acaba ben bir deli miyim? Bilmiyorum. Ama dışarıdan bakıldığında, yapmaya çalıştığım şeyi ancak deli cesaretine sahip birisi yapabilir gibi görünüyor. Peki, deliliğin yolculukla ne ilgisi var? Ortaçağda deliler, gemilere bindirilerek kentlerden uzaklaştırılırmış. Deliler o tarihlerde kolaylıkla gezgin bir yaşama sahip olabiliyorlarmış. Avrupa’daki bazı kentler, özellikle Almanya, İsveç ve İngiltere, delileri kent sınırlarının dışına istekle atıyormuş. Daha sonra, o dönemde yaygın olan cüzam hastalığı az da olsa yavaşça gerilemeye başlayınca, cüzamlılar için kurulan miskinhanelerde boşalan yerler, tedavisi mümkün olmayan hastalar ve delilerle doldurulmuş. Galiba gezginlerin ruhunda bu zorunlu sürgünün izi kaldığı için, yolculuk yapanlara deli diyorlar…

Hayata Yolculuk – kitapyurdu.com

Hayallere Yolculuk 4. Bölüm (Yeşil Burun Adaları)

Almak için tıklayın..

“Hayata Yolculuk” kitabından bir bölüm


Deli ve Bisikleti..

Aslında çevremdekilerin bana deli diyecek olmasını zaten bekliyorum. Bir bakıma haklı sayılabilirler. Birazdan nedenini anlattığımda belki siz de onlara hak vereceksiniz.

Hayata Yolculuk – kitapyurdu.com